Gerçek Bir Hikayeden Uyarlanmamıştır

Hayır, gecenin bir vakti triplere girerek yazdığım bir yazı değil bu. Zaten, gece uyanık kalmayı ve bir de kredi borcuna girmemeyi öncelerde öğrenmiş bulundum. İki odalı evimin güneş giren tek odasından yazıyorum. Biraz daha tasvir işimizi kolaylaştıracak, kasvetli ve anlamını yitirmiş sözlerimi erteleyecekse salonun ortasında da bir vileda, kutusuyla beraber orada öylece duruyor. Güneş girmeyen diğer odamı sileceğim de birazdan.

Konuyu sadece bir paragraf sonrasına kadar uzatabilmişim. Bir boşluk, ve yeniden düşünceler. İnsan hikayelerini acıyla süslemeyi seviyor. “Ben buralara çok acı çekerek, çok büyük güçlüklerle geldim.” demeyi.

Bense tüm bu değerli öyküyü, hayatımı, acı değil de tutkuyla yaşamak isterdim. Anlatılınca acıdan daha az afilli görünmesi de umrumda olmazdı.

Bazı hikayelerdeki acıların çaresi olmaz. Bir başkasının kararı için çektiğiniz acılar ve değiştiremediğiniz tüm her şey çaresizlik barındırır. Ucunda ölüm bile olsa böyledir bu. Aklınıza ilk aşk gelebilir ama aşka yanıt bulamamak değil bahsettiğim. Bir zaman sonra vazgeçebilmek veya vazgeçebileceğini bilmek aşktaki çaresizliği götürür. Bazı çaresizliklerin vazgeçmesi de olmaz. İstesen de olmaz; bu bir girdaptır çünkü.

En büyük girdap da “Değiştirebilirim” inancıdır. Çaresizliğini değiştiremediğin için aşkını değiştirirsin. Düzeni değiştirmeye kalkarsın, genelde eline yüzüne bulaşır. Bazen kurumsal bir firmaya “Çalışma saatleriniz yanlış görünüyor, değiştirebilir misiniz?” dersin. İlgili birime iletip değiştirirler. Ama sen o zaman asla umutlanmazsın. İçine su serpilir sadece. Değiştiremediğini gördüğün her şey yenilgidir. Peki hayata hep yenilgiyle devam edeceğini kabul etmek en büyük yenilgi değil midir? İşte girdap biraz böyle bir şeydir.

Mesela benim çaresizliği anlattığım bu satırlar kutsal olmadı. Anlatınca “güçlü kadın” da olmadım. Tüm o hikayeyi bir odada blog yazarı olmak için de yaşamış olamam. Genelde kendi yaş gruplarıma anlatıp kaşlarını kaldırıp dinlemeleri için de. O hikayedeki karakterleri bilinçaltımda farklı anlamalara da bürümedim. Bilinçaltımdan büyüğüm ben bi’ kere. Gerçeklerin farkındayım. Umarım herkes böyle olur sonra Freud haklı çıkıyor.

Acı ile anlatılan bir hikayenin bir şey katmadığından, daha çok götürdüğünden eminsek, benim farkında olduğum bir şey daha var: Hayatta birden fazla hikayemiz var bir hikayeyi hiçbir şekilde değiştiremiyorsam yeni hikayelerim de olabilir. Bugün biraz içimi döktükten sonra, tüm bu çaresiz hikayelere rağmen tutkuyla anlatabileceğim yeni hikayeler oluşturmayı denemek istiyorum.

Bu yazıyı hala okuyorsanız belki de hep birlikte yanıtlayacağımız bu sorular bize ilham olabilir:

  • Neden, acının hikayemizi güçlendireceğini düşünüyoruz?
  • Tutku dolu bir hikaye için atacağımız adımlar neler olabilir?
  • Hayatımızda gerçekten tutkulu olduğumuz şey nedir ve onu nasıl daha fazla hayatın merkezine koyabiliriz?
  • Acaba böyle ilkokul düzeyinde sorular sorarak “cringe” olmuş olabilir miyim ? (hahadkfgş.)

Bugünlük de bu kadardı. Her hikayemizin mutlu sonla bitmesi dileğiyle,

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

Sevgiler,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir