Şükretmeyi Öğrendim.

Sevgili okuyucum,

Yaklaşık 3 yıldır, kaybetmekten korktuğum birinin yasını, o hayatta olmasına rağmen onu kaybetmişcesine tutuyorum. En mutlu olduğum anda bile o burukluğu, korkuyu her zaman yanımda götürüyorum. Yakınımdaki birinin sağlığını kaybetmiş olmasını, bir daha bunun geri gelmeyeceğinin çaresizliğini aşamadığım çok uzun yıllar geçirdim. Kafamdan atmak isteyip atamadığım anları, doktorun biçtiği ömrü düşünmeden edemedim.

Sonra bir gün “Yeniden inanmaya ihtiyacım var.” diyebildim. Bu da öyle uzun zaman önce değil, sadece birkaç gün önceydi. Yasını tuttuğum kişiye ben de bir ömür biçmek yerine, onu zihnimde özgürleştirdim. Artık her gün varlığına şükrederek uyanıyorum. Şimdi ise onun yanına gidiyorum, uçağa binmek için hazırlıklarımı yapıyorum.

Bu zorlu deneyimlerden önce farklı bir pencereden bakmaya çok direndim. Bu süreci derinlemesine yaşamış biri olarak, bazen canımız o kadar acıyor ki başka bir pencereden bakmak, daha iyimser tarafını görmek “Kendini kandırmak” olarak geliyor. Acının yoğunluğu diğer tarafı görmeye izin vermiyor.

Çok uzun zaman boyunca içine atan ve realist bakan biri olarak bu benim için de çok zor oldu. Bu satırları yazmak da çok zor, ama bir anlamı olduğunu hissettiğim için yazmaya devam ediyorum.

Peki buradan nasıl çıkılır derseniz; Tüm bu acının yoğunluğu ve umutsuzluğun içinde sadece bir diğer olasılığı düşünmek ve bunu biraz normalleştirmek gerekir. Bilirsiniz, siz bir şeye inandıktan sonra onu başkalarının değiştirmesi zordur.

Uzun zamandır yazmadığım için kendimi ve hislerimi açıklayabildim mi bilemiyorum. Bu sıralar hayatın, birilerinin karşısına ihtiyacı olan şeyleri çıkardığına inanıyorum. (Bazen.)

Bu yüzden içimde bu yazımı ihtiyacı olan birilerinin bulacağına dair bir his var. Hayat bazen umut ve şükür gerektirir. Bunu unutmamak dileğiyle.

Bir sonraki yazıya kadar kendinize çok iyi bakın, sevgiler.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir