Çok düşünmek hakkındaki tüm düşüncelerimi döktüğüm; bu yazıya tıkladıysanız çok düşünmenin bence’sini sizin de ister istemez düşüneceğiniz o yazıma hoş geldiniz.
Ben gecenin 01:21’inde düşüncelerimi susturamadığım ve dişlerimi sıktığım bir andan yazıyorum, onu baştan belirtelim. Zor zamanlar olur, nasıl çıkarsan içinden omurgan öyle şekillenir. Ama işte bazen oralardan çıkılmıyo yani… Tamam diyelim hadi düşünmeyelim, umursamayalım. Onu bide geçmeyen baş ağrılarına, vücutta stresten çıkan yaralara falan anlatalım derim. Kim böyle şeyler yaşamak ister ki? Demek ki istemeden düşünüyor insan. Çözemediğin konu düşündürür. O yüzden konu özelinde bir süre düşünmek bana normal geliyor. Beni bu gece uyutmayan ve dişlerimi sıktıran bazı detaylar gibi. Ama genel olarak hayatta çok düşünmek… Bu en zoru… Her küçük ayrıntıyı tek tek hesaplamak, kendine sürekli açıklamalar yapmak falan. (Derin bir nefes aldığımı belirtmek isterim.) Sosyal medya ağzından konuşursak, ki çok severim, overthinkistan’a iki bilet.

Yaklaşık bir buçuk sene önce ben de hayatı çok düşünürdüm. Nedeni neydi? Değdi mi? Tam olarak nerde düşünmeyi bıraktım? gibi soruların cevaplarını hatırlamıyorum bile. Ufak tefek şeyler anımsıyorum.
Çoğu zaman bir kilit nokta vardır, içini dağlayan, seni yoran, dönüp dolaşıp düşündüğün. O bazen kendiliğinden çözülüverir, hayat akar yolunu bulur. Bazen de o kilit noktanın çözümünü sen fark edersin. Bazen “Neden bu kadar düşünüyorum, saçlarımı mı beyazlatıcam?” dersin. Bazen yemeden içmeden kesilirsin tek çaren bırakmaktır, yaşaman gereken farkındalık odur ama hep bir farkındalık vardır.
Belki de sadece zaman gereklidir, belki biz çok düşündüğümüz için suçlu değilizdir.
Anlamayabilirsiniz, “Her şeyin çözümü var, kafada bitirmek gerekiyor.” gibi gelebilir. İnanın her şeyin çözümünün olduğunu şu hayatta çok kez deneyimledim. Ancak bazı şeyler hemen olmuyor. Hayatta ölüm gibi farklı travmaları olan, çok ciddi başka konuları aşmaya çalışan bir kesim var. O yüzden çok düşünen insanlara hayatın olayını çözememiş, oyunu kuralına göre oynamamış gibi davranmak bana doğru gelmiyor. İnsanlara çok da karışmamak lazım sanki?
Çok küçük parçalar birleştiğinde overthinker olmayı bıraktığımızı düşünüyorum. Bir de bırakınca tekrar gelebilen bir şey kendileri. Bazen bir koku, eski canını acıtan ve anlamlandıramadığın düşünceleri geri getiriyor. Sonra o düşünceleri zamanında hissetmiş olduğun için acı çekiyorsun. Benim için en garip olay çok düşünmekle yıllarca mücadele edip “Aştım ya, işte bu!” dedikten sonra yeniden çok düşünmelere başladığım ve bunun hiç de umrumda olmadığı o dönemdi. Çünkü o zamanlar hiçbir şey benim için önemli değildi ve yeterince umursanacak gelmiyordu…Kafamın içinde bir şeyler konuşup susuyordu sadece.
Yani bir yandan, durumlar her koşulda değişebilir. Hayat da adil değildir. Fırsatlar, tehditler herkese farklı olacak ve herkese fırsat da tehdit de verilecektir. Zaten çoğu zaman bunları biz oluşturuyor olacağızdır. Ama bildiğimiz şey, onlar hep var olacaktır.
Ben bu sıralar stresten zona oldum, başım sürekli ağrıyor. Vücudumda yaralar, yüzümde sivilceler var. Bir de iştahım kapalı. Elbette bunları ben istemedim mesela. Keşke durdurabilsem, bir şeylerin zamanı olacak diyelim. Çok düşünmek hakkında düşünürken bunları bloğumda sizinle de paylaşmak istedim. Bu yazıyı okuyan kişilerden beklentim çok düşünüyorsa biraz olsun rahatlaması, anlamlandırabilmesi; düşünmüyorsa nazar duası okuyup sağına soluna 3 kere üflemesi. Şaka şaka, siz de biraz bizi anlayın istedim. ????
Son olarak çok sevdiğim ve beni rahatlatan bir şarkı önererek başka bir yazıda görüşmek üzere dileklerimi sunacağım. Yeni bir yazıya kadar kendinize çok iyi bakın, sevgiler.❤
Patrick Watson – Je te laisserai des mots
Abuzer Kömürcü
Aslında düşünmek, düşünebilmek çok güzel bir nimet.
Zira çevremizde yer alan ve düşünebilmekten aciz insanları görmektense düşünmenin verdiği acı ve çaresizlik en azından beni canlı hissettiriyor.
Ama bence insan elinde olan şeyleri düşünebilmeli.
Kendimizi çok yoruyoruz, çünkü elimizde olmayan şeyleri değiştirmeye çalışıyoruz.
Kimi zaman bir kaybımızı, kimi zaman bir hatamızı, kimi zaman da hiç istemediğimiz şeyleri değiştirmeyi düşünüyoruz.
Aslında en büyük hatamız tam olarak burada başlıyor.
Değiştirmeye gücümüz yok ama sürekli olarak bir şeyleri değiştirebileceğimizi düşündüğümüz için sürekli olarak üzgün ve yorgun hissediyoruz.
Hayata bakış açım çok basit.
Bir şeyi değiştirmeye gücüm yetiyor ise onu ne pahasına olursa olsun değiştiririm.
Hiç bir şey beni yapmayı istediğim şeyden geri çeviremez. Ancak değiştirmek istediğim şey benim kontrolümde değilse sonucunu kabul ederim, değiştirmeye çalışmam.
Çünkü biliyorum, benim kudretim buna yetmeyecek.
Bazen de vazgeçmek gerekir, her ne kadar vazgeçmemeyi, sürekli mücadele etmeyi kendime ilke edinmiş olsam da işler benim kontrolünde değilse zaten ne yaparsam yapayım olduramayacağımı çok iyi biliyorum.
Öte yandan Je te laisserai des mots, harika bir şarkıdır. Kaç gece bu şarkıyı dinleyerek bir şeyler yaptım, hatırlayamıyorum, ancak sürekli hüzünlü şeyler dinlemek depresyona, depresyon ise sürekli düşünmeye sebebiyet verebilir bu yüzden arada modumuzu yükseltmek gerek 🙂
Guns N’ Roses
This I Love, bu şarkı da güzeldir 🙂
NOT: Çok düşünürüm 🙂
Melikenagac
Hepsine katıldığımı belirtmekle birlikte sondaki şarkıyı severek dinlerim. Güzel ve değerli düşünceleriniz için teşekkürler, sevgiler.