Başlığın pek de bir şeyi açıklamadığı yazıma hoşgeldiniz sevgili okuyucularım. Başlığa nazaran pek ciddi konular konuşacağız gibi geliyor. “Gibi geliyor.” diyorum çünkü ben de nelerden bahsedeceğimi bilmiyorum. Bugün bloguma yazı yazmak istedim (Malum haftanın bitişi yaklaşıyor.) Birçok şey yazıp sildim en son “Melike, bırak öylece yaz. ortaya karışık bir yazı olsun, başlıklara ayırır halledersin.” dedim. İyi ki varsınız Heading etiketleri.

Bugün Gördüğüm Rüya ve Birkaç Soru
Gerçekten öylece bir yazı oluyor.😃 Bugün gördüğüm rüyayı burada anlatmak istiyorum. Burada kalmalı yani başka bir kaçarı yok. Çünkü bugün ilk defa güzel ve rahatlatıcı bir rüya gördüm. Her gece çok fazla rüya görürüm, gerçek hayattan etkilendiğim etkilenmediğim her şey rüyama konuk olur. Bazen üzerine çok düşündüğüm bazen de “Şaka mı?” tarzında tepkiler verdiğim rüyalarım olur. Hiçbir sabah rahat bir şekilde uyanmıyorum maalesef. Buna artık ne kadar alışmış olsam da hoş değil. Şimdi diyebilirsiniz ki biraz rüyaları araştırabilirsin Melikecim. Evet, ben de rüyalar hakkında araştırma yapmak istiyorum ama bu konu her zaman Freud Bey’e çıktığı için pek hevesim yok. Kendisi ile bu sıralar iyi anlaşmıyoruz. Her şeyi çocukluğa bağlamayı doğru bulmuyorum. Tabii ki bununla ilgili bir kitap önerisi olan varsa seve seve okurum. Bu bol sohbetli yazıda sizinle yorumlarda buluşmak istiyorum.
Gelelim rüyama,
Bu zamana kadarki tümm küpelerimi takı kavanozumun içinde buluyordum… Bir çiftini kaybettiğim tüm küpeler oradaydı ve bu bana o kadar harika hissettirdi ki. “Aa bu da burdaymış, VOV buna bayılıyordum buradaymış.” gibi tepkilerle bir 7 saniyelik mutluluk yaşadım…Özellikle kızlar siz beni anladınız, biliyorum. Bu rüyayı küçültmeye meyilli olanlarınız olacaktır. Evet saçma bir rüya olduğunu kabul ediyorum ama bu kötü rüyaların arasında bana verilen bir hediye…
Ve bu konuda sadece size sormak istediğim sorularım kaldı, yorumlarda buluşalım.
- Siz rüyalar hakkında ne düşünüyorsunuz? Nasıl rüyalar görüyorsunuz?
- Aranızda benim gibi her zaman kötü rüyalar gören var mı?
12 Dersimin Olması Hakkında
Hayat gündemimden bir parça… Bu durum için özel bir başlık açıp bir iki kelam etmem lazımdı. Ders seçimini sadece dönemlik açan Dokuz Eylül Üniversitesine teşekkürler. Akademik gözyaşları eşliğinde. Yatay geçişin en zor yanı bu, alttan kalan dersler. Ben bu dönem bir kafede yarı zamanlı çalışmak istemiştim. Şimdi kendime E bloktaki otomattan kahve dolduruyorum.
Hayat ve Karakterimin Uyuşmazlığı
Bu sıralar şöyle bir düşüncem var: Günümüz çağındaki hayat ve karakterim birbiri ile hiç uyumlu değil. Bu zamanlarda kaba sözler popüler olmuş, samimiyet artık zor bulunan bir nimet, “Kimseye güvenme” lafı büyüklerimizden ve daha birçok yerden bize verilen bir nasihat durumunda. Tüm bunların yanında benim karakterim tam zıttı şekilde. Samimiyet en önemsediği şeylerden ve kaba sözlerden nefret ediyor. Topluluk içinde olmaktan hoşlanıyor. Şiddetin hiçbir türlüsüne gelemiyor. Düzene uy veya kendin olmaktan vazgeç. Gözünü aç ama çok açma. Kendini geri çek -çekme. Samimiyeti buldun, hayır bulamadın. Üzüldün evet çıkarman gereken bir ders var: Düzene mi uy kendin olmaktan mı vazgeç?
Pandemi zaten beni bitirdi. Bunlar bana hiç iyi gelmedi. Bu arada yıllar içinde kendimi kesinlikle geri çektiğimi düşünüyorum. Bu yavaş yavaş olan bir şey ama geçmişe baktığımda artık o kadar neşeli bir ben yok. Bunun daha çok olmasını istemiyorum sadece. Daha çok kendimi törpülemek istemiyorum. Böyle olunca da geçmişe, eskiye tutunmak istiyorum bir savunma biçimi olarak. Eski beni çok özlüyorum.
Her şeye rağmen kendime yardım etmek durumundayım ve sanırım eski ben bir daha gelmeyecek. Bu duruma bir çözümüm yok çünkü her taraftan gelen bir baskı var ve bu düzende değişmemek çok zor. Sadece, bu süreçte kendime yardım edebilirim. Bunun farkına varıyorum.
Umarım bu düşüncelerim size de yardımcı olur.
Bir Şarkı Önerisi
Melike Şahin- Bedelini Ödedim.
Çook güzel! Lütfen dinleyin.
Biraz da Europhia
Europhia’ya başladım, hayatımın boş zamanı yettiğince devam etmeye çabalıyorum. Zendaya için izlenir kararı verdim ve sarıyor. Ben gençlik dizilerini çook severim, asla yormuyor, akıp gidiyor. Tüm hayattan beklediğim bu.
Peki siz Europhia hakkında ne düşünüyorsunuz? Beklentinizi karşıladı mı?

Çok yaramazlık yaptım… Bu tarz yazıları eski blogumda çok yapıyordum. Bundan çok hoşlanan okuyucularım da oluyordu. Bu blogumda hem bu tarzı denemiş oldum. Bu tarz dediğim kişisel blogun “Kişisel” kısmına abanmak. Açıkçası ben de böyle yazılar okumaya bayılırım çok eski zamandan beri. Şimdiki kitlem neler der bilmiyorum bu yüzden size bir diğer sorum da bu olsun. Bu tarz yazıları daha çok görmek ister misiniz?
Bir yazımın daha sonuna geldik. Kıymetli zamanınızı bu yazıma ayırdığınız için teşekkür ederim. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere… O zamana kadar kendinize çok iyi bakın!
Sevgiler, ❤
mehmet
bence bizim ne istediğimiz değil de senin bize ne göstermek istediğin daha önemli biz insanız çok şey isteriz sen bizim isteğimize yetişemezsin
bence sen sana fayda veren şeyleri tecrübeleri fikirleri bize anlat senin hakkında hiç bir şey bilmiyom ama ilk 2 blogun çok samimi gelmişti ve yazmaya devam et lütfen
senin yazdığını okumak güzel
Melikenagac
Çok teşekkür ederim 🙏