Öneriler: Dizi, Film, Kitap, Müzik

Başlık “Bu hayata nasıl katlanıyorum?” da olabilirmiş değil mi? 🙂 Son zamanlarda dizi film izlemeye eskisinden daha çok zaman ayırınca büyük bir hevesle koştum bu öneriler yazısını yazmaya. Kitabı zaten hep okuyordum. Müziği de bonus olarak ekleyiverdim başlığa, siz de bonus olarak müzik zevkime güveniverin, anlaştık mı?

• Dizi

Önerdiğim dizinin ismi The Good Place.

Öneriler

Eminim ismini bir yerlerden duydunuz, diziyi bir yerlerde gördünüz. Gözlemlerime göre bilinen fakat açılıp izlenilmeyen dizilerden. Dizinin konusuna en kısa özetiyle dünyadaki hayatı pek de iyi geçmeyen Eleanor Shellstrop’un(💓) dünya sonrası hayatının sistem tarafından yanlış konumlandırılması diyebilirim. Birinci sezonun sonunda olaylar öyle ilginç bir hal alıyor ki aşırı eğlenceli zaman geçiriyorsunuz. Yani olayların daha komik ve sürükleyici bir hal alacağını bilerek izlemeye devam edin. Ayrıca dizinin yapımcısı Michael Shur; Brooklyn nine-nine, The Office, Parks and Recreation gibi bilinen sitcomların da yapımcısı.

Başrol oyuncusu Kristen Bell’in oyunculuğuna zaten diyecek sözüm yok. Dizi sadece Eleanor karakteri için bile izlenir.

Öneriler

Vee dizinin finali… Muhteşem düşünülüp kurgulanmış bir final. Genelde diziler çok güzel ilerlerken finalde batırılır ya da bazı karakterler atlanır. Başından sonuna kadar harika bir dizi yahu kötü eleştiri yapabileceğim hiçbir yanı yok. 😀 Batırmayan final, iyi oyuncular, kaliteli güldürü, kıvrak bir kurgu isterseniz tam size göre bir dizi. İzleyin, izlettirin…

Film

Önerdiğim film ise A Monster Calls.

Öneriler

Film seçmek beni gereksiz strese soktuğu için diziye kıyasla çok daha az tercih ediyorum. Bu filmi de bir öneri ile hüsrana uğramayacağımı umarak izledim ve çok sevdim.

Conor adında 13 yaşındaki bir çocuğun en zor döneminde penceresinden içeri yarı insan yarı ağaç bir canavar girer. Canavar ona öyküler anlatacak, Conor da ona ‘gerçeği’ söyleyecektir. Bunun ekseriyetinde dönen filmin içerisinde o kadar güzel mesajlar var ki. Canavarın anlattığı hikayeler animasyon şeklinde verilmiş, benim en beğendiğim yerler o kısımlar oldu. Conor’un davranışlarının sebebini gerçeği itiraf ettikten sonra çok rahat bir şekilde anlayacaksınız. (Spoiler vermeden yazmaya çalışmak çok zor…💔) Ve Conor’u çok seveceksiniz.

Öneriler

Filmi hatırladıkça Conor’a olan sevgim artıyor. Sevginin alıştığımız insanı sıcacık eden halinden başka en can yakan halini, finalinde en masum halini görüyorsunuz. Fantastik dram türünde, hem heyecanlanarak hem de hüzünlenerek izleyeceğiniz bir film. Ben çok sevdim.

•Kitap

Önerdiğim kitap Cengiz Aytmatov’un Toprak Ana kitabı… Bu kitabı çok seviyorum.

Öneriler

Cengiz Aytmatov Gün Olur Asra Bedel kitabı ile kalbimde yerini kurmuştu zaten. Çok değerli bir yazar bana göre. Toprak Ana için eleştirmenler tarafından söylenilen bir söz var: “Savaşı tüm çıplaklığıyla tüm acısıyla tanksız, tüfeksiz anlatan bir roman.” Emek, acı, evlat sevgisi, aşk gibi kavramların tüm yüzlerini anladım kitabı okuduktan sonra. Tolganay ile Toprak Ana’nın konuşmaları geriye dönüş tekniğiyle birleştirilerek okuyucuya sunuluyor. Ben bu kısımlarda Tolganay’ın aynı zamanda Toprak Ana olduğunu düşündüm durdum. Her zaman kendisiyle konuştu, kendisiyle yüzleşti gibi geldi bana. Başka benim gibi düşünen, hisseden var mı acaba? Çok merak ediyorum.

Cengiz Aytmatov’un en sevdiğim özelliği görünmeyeni göstermesi. Savaşın o hep bildiğimiz yanının arkasında hayata tutunmaya çalışarak korkuyla evladını bekleyen bir Tolganay Ana hep var. Sevgilisine kavuşmayı bekleyen Aliman var. Her zaman bekleyen birileri var. Savaşın bitmesini bekleyen birileri. Savaşın ellerini kollarını bağladığı birileri. Savaşa karşı savaşmak zorunda kalan birileri…

Kitabın verdiği mesaj, karakterler ve metaforlar. Beni kendine çeken üç şey buydu. Bence sadece metaforlar için bile okunmaya değer.

“Ben işte böyle hayaller kuruyordum ve yıldızlarında benimle birlikte benim gibi hayal kurduklarını düşünüyordum.”

•Müzik

Bob Dylan-Blowin İn The Wind. Büyük ihtimalle bu şarkıyı biliyorsunuz. Peki bu şarkının Can Yücel tarafından ‘Cevabı Dostum Rüzgarda Bunun’ adıyla çevrildiğini ve Sevinç Eratalay’ın seslendirdiğini biliyor musunuz? Orijinal halini de bu halini de çok seviyorum. Bu halini bir tık fazla seviyorum. 🙂

Hani böyle şarkılardan sıkılırsınız, bir süre sonra yüzlerine bakmazsınız ya… Bu şarkıyı kaçıncı dinleyişim bilmem hala bıkmadım, usanmadım. Galiba asla vazgeçmeyeceğim dinlemekten.💓 Öneriler yazımda en sevdiğim madde bu oldu. Diğerlerine bakmasanız bile bu şarkıyı dinlemenizi çok isterim.

Vereceğim öneriler bu kadar… Umarım hepsini seversiniz. Bu öneriler yazısını devam ettirmeyi düşünüyorum. O yazıda veya bir başka yazıda görüşmek üzere!

Seveceğinizi Düşündüğüm Bir İçerik: Montaigne Denemeler Notlarım

3 comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir